Ağaçlar Bölüm 8/ Sakura Ağacı (Kiraz Çiçeği)
Bu ay tam zamanı olduğunu düşündüğüm ağaç türü sakura, yani kiraz çiçeği ağacı. Özellikle Nisan ayının başından sonuna kadar inanılmaz bir görsel şölen yaşatır.
Bu ağacın anavatanı Uzak Doğu ülkeleri olan aponya, Kore ve Çin’dir. Ülkemizde de sıklıkla görebiliyoruz. Özellikle İstanbul, Ankara ve Bursa’daki park ve bahçelerde görsel bir şölen olarak karşımıza çıkar.
Çiçek açma konusunda erguvan gibi heyecanlı bir ağaçtır sakura. Önce çiçek açar, sonra yaprak çıkarır. Aslında o pembe, güzel çiçekleriyle sakuranın temsil ettiği bir felsefe de vardır.
Japon kültüründe oldukça önemli bir ağaçtır. Japonlara göre hayatın kısa olduğu, güzelliğin geçici olduğunu, her anın tadını çıkartmak ve şimdiyi yaşamak gerektiğini temsil eden bir felsefeye sahiptir. Neden mi? Az önce de belirttiğim gibi sakura çok kısa sürede inanılmaz güzel çiçek açar. Ancak bu güzel çiçeklerini kısa zamanda döker. Bu yüzden Japonlar Sakura mevsiminde çiçekleri izleyip hayat üzerine düşünürler.Hatta yıllardır süren bu düşünceyi bir festivale dönüştürmüşlerdir. (*)Hanami Festivali ile bu felsefeyi yaşatmaya devam ederler.
Sakuranın Uzak Doğu felsefesindeki yerinden çıkıp biraz da özelliklerine bakalım. Kiraz çiçeği ağacı (Cherry Blossom) olarak da bilinen Sakura aslında bir süs bitkisidir. Meyve vermez. Uzun yaşayan bir ağaçtır. Baharda pembe çiçeklerini döktükten sonra yapraklarıyla da sonbaharda renk şölenine katılır. Ilıman iklim bitkisidir. Buna rağmen soğuğa dayanıklıdır. Hatta soğuk görmesi gerekir; bu sayede baharda çiçeklenmesi bol olur.
Gelelim Sakuranın ülkemizdeki yerine. Son yıllarda ülkemizde de sıkça gördüğümüz bu ağaçla ilgili çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Türk ve Japon dostluğu bunun en temel sebebidir. Bu dostluğun aslında acıklı bir hikâyesi vardır.
1800’lü yıllarda Japon Prensi, modernleşmenin ve zarafetin bir sonucu olarak Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’e bir dostluk ziyareti gerçekleştirir. Sonrasında II. Abdülhamid iade-i ziyaret olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun gurur gemisi olan Ertuğrul Fırkateyni ile bir dostluk heyeti gönderir. On bir ay süren bir yolculuk sonunda heyet Japonya’ya ulaşır. Ancak dönüş yolculuğunda Japonya açıklarında gemi çok büyük bir fırtınaya yakalanır ve çok sayıda asker ile heyette bulunan kişiler şehit olurlar . Çok az kişi kurtulur. Olayın ardından Japon köylüler yaralıları kurtarıp onların iyileşmesi için büyük çaba sarf eder. Ayrıca hayatını kaybeden asker ve heyet üyeleri için bir mezarlık yapıp büyük bir saygıyla son yolculuklarına uğurlarlar. O olaydan sonra iki ülke arasında bugünlere kadar gelen dostluk başlamıştır. Her yıl hem Japonya’da hem de İstanbul’da bu elim kaza için anma törenleri düzenlenir. İstanbul’da düzenlenen tören, benim de keyifle bahçıvanlık eğitimimi aldığım Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde 2010 yılından itibaren her yıl Sakura ağaçlarının altında yapılmaktadır.
Ayrıca iki ülkenin dostluğu sebebiyle Sakura ağaçları özellikle İstanbul’da yetiştirilmeye başlanmıştır. Park ve bahçelerde peyzaj mimarları tarafından çok fazla tercih edilir. Özellikle büyüdükten sonra çok su istemezler. Kökleri de çok agresif değildir.
Sözün özü;
Para, üzüntü, güzellik… Hepsi geçicidir; önemli olan hayatı anlamlı yaşamaktır.
(*) Hanami Festivali: Japon kültüründe geleneksel olarak kutlanan ve hayatın felsefi kısmını sorgulayan etkinlikler gerçekleştirilir.
Önemli Not; Öğrencilik yıllarında ve zaman içinde edindiğim bilgilerden özümsediğim ve günlük hayatımıza uyarlanabilecek olanları sizlere kendi cümlelerimle aktarıyorum. İzinsiz kopyalanamaz.
Bu blogda kullanılan görsellere üyesi olduğum tasarım platformundan yasal olarak alınıp sayfaya adapte edilmiştir. Ayrıca tüm görselleri yine aynı platform üzerinden kendim tasarladım


.jpg)
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder